DEAŞ'ın "en mutlu günü kana bulayan hain saldırısı" hafızalardan silinmiyor

DEAŞ'ın "en mutlu günü kana bulayan hain saldırısı" hafızalardan silinmiyor

Gaziantep'te 20 Ağustos 2016'da sokakta yapılan kına gecesine terör örgütü DEAŞ tarafından düzenlenen ve 32'si çocuk 57 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısının acısı yüreklerdeki tazeliğini koruyor.

Şahinbey ilçesi Beybahçe Mahallesi'nde 4 yıl önce sokakta düzenlenen kına gecesine yönelik terör saldırısında yakınlarını kaybedenlerin acısı ilk günkü gibi taze. Olayın yaşandığı mahallede market işleten İsmail Alpaslan, AA muhabirine, saldırının olduğu gece bir arka mahallede kızının evinde oturduğunu ve patlamayı duyar duymaz olay yerine koştuğunu söyledi.

Saldırının ardından mahallenin adeta cehenneme döndüğünü ifade eden Alpaslan, patlamada 16 yaşında bir yeğenini kaybettiğini, bir yeğeninin de yaralandığını söyledi.

Alpaslan, terörün her zamanki gibi yine sivilleri ve masum insanları hedef aldığını belirterek, "Buna kanıt istiyorsanız patlamada hayatını kaybedenlerin yarısı çocuktu." dedi.

Terör örgütlerin tek amacının masum insanları öldürmek olduğunu dile getiren Alpaslan, şunları kaydetti:

"Terörün dini, imanı, ırkı hiçbir zaman için olmadı ve olamaz. Devletimiz bu halkı terörden kurtarmak için şu an ciddi operasyonlar yapıyor. Hepsinin kökünü kazıyor ve kazımaya devam edecek. Patlamadan hemen sonra devlet, bütün imkanlarıyla bize seferber oldu, muhtarından tutun bakanına kadar. Patlamada zarar gören evlerin boyasından tutun evlerin içindeki perdesine, mobilyasına kadar ihtiyaçlar giderildi. Devlet bütün mağdurların arkasında durdu. Aradan 4 sene geçmiş halen bu yardımlar devam ediyor."

- "Acımız hiçbir zaman dinmedi ve dinmeyecek"

Acılarının ilk günkü gibi taze olduğunu vurgulayan ve ateşin düştüğü yeri yaktığını söyleyen Alpaslan, şöyle devam etti:

"Acımız hiçbir zaman dinmedi ve dinmeyecek ama devlet büyüklerimiz geldiği zaman biraz da olsa acımız iniyor çünkü gönül hoşluğu oluyor, güler yüzle gülüyoruz. Ölenlerin çoğu çocuktu, bu yapılır mı Allah aşkına. Benimle ne alıp veremediğin varsa çık karşıma söyle. De ki şunu yanlış yapıyorsun. Masumlardan ne istiyorsun. Amca demek baba yarısı demek. Ağabeyimin çocuğu benim çocuğum demek. Ha ağabeyimin yüreği yanmış ha benimki yanmış."

Saldırıdan yaralı olarak kurtulan ve kafasında saldırının izlerini taşıyan 19 yaşındaki Ali Osman Alpaslan ise patlamadan mucize şekilde kurtulduğunu ifade etti.

Saldırı anında patlama yerine yakın bir yerde arkadaşlarıyla oturduğunu ifade eden Alpaslan, "Olay gönü arkadaşlarla köşede oturuyordum. Onlar düğünün içine girdi. Ben de tam köşeyi dönüyordum patlama oldu. Sonrasında yere yığıldım. Her yerim kan olmuştu. Kan içime akıyordu." dedi.

- "Benim suçum günahım yoktu"

Vücudunda hala yara izleri olduğunu ve ağır iş yapamadığını dile getiren Alpaslan, şunları anlattı:

"Hastanede ilk tedavinin ardından 3 ameliyat geçirdim. Doktor benim için aileme 'Tedbirli olun, kurtulamayabilir' demiş. Allah bu terörün belasını versin. Bizi bu hale düşürdüler. Hiçbir iş yapamıyorum. Bir işe gireceğim ama hala ağır iş yapamıyorum. Ayağımda hala sorun yaşıyorum. Yürürken yere düşüyorum bazen. Karnımda hala ağrı var. Bunun acısı hala yaşıyorum. Psikolojim bitmiş durumda. Bir ağabeyimi kaybettim onun acısı hiçbir zaman geçmedi ve geçmeyecek zaten. Ben mahallemde arkadaşlarımla oturuyordum. Benim suçum günahım yoktu. Ben bunlara kötü bir şey yapmadım. Durduk yere canımızı yaktılar."

- Olay

Gaziantep'te, 20 Ağustos 2016'da, terör örgütü DEAŞ'ın, sokakta yapılan kınayı hedef alan bombalı saldırısında, aralarında kadın ve çocukların da olduğu 57 kişi yaşamını yitirmişti. Soruşturma kapsamında 16 Ekim 2016'da hücre evine düzenlenen operasyonda, örgütün il genelindeki faaliyetlerini planlayan, lojistik destek sağlayan ve "canlı bomba" hücrelerini yöneten sorumlusu Mehmet Kadir Cebael, Şehitkamil ilçesinde saklandığı evde operasyonla etkisiz hale getirilmiş, aynı gün başka bir canlı bombanın ise üzerindeki patlayıcıyı infilak ettirmesi sonucu 3 polis şehit olmuştu.

 Gaziantep'te 12 sanık hakkında açılan ve kamu güvenliği gerekçesiyle Kayseri'ye nakledilen davada, mahkeme heyeti, sanıklar Abdurrahman Alnajjar, Ahmet Köşgeroğlu, Hacı Polat, Hasan Uzun, Mehmet Karakurt, Mehmet Şahin Erğan, Ali Çalıkuşu ve Mehmet Çalıkuşu'na "anayasayı ihlal" suçundan birer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermişti. 

 Heyet, 57 kişinin ölümü ve sonrasında 3 polisin şehit edilmesi olaylarına ilişkin de "kasten öldürme" suçundan sanık Abdurrahman Alnajjar'ı 60 kez, diğer sanıklar Ahmet Köşgeroğlu, Hacı Polat, Hasan Uzun, Mehmet Karakurt, Mehmet Şahin Erğan, Ali Çalıkuşu ve Mehmet Çalıkuşu'nu ise 57'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

 Ayrıca 8 sanığı, terör saldırısında 87 kişinin yaralanması nedeniyle de "adam öldürmeye teşebbüs" suçundan her bir yaralı için 18'er yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme heyeti, sanıklar Yunus Sarı ve Enes Karataş'a, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 9'ar yıl hapis cezası vermişti. Sanıklar Fadile Cebael ve çocuk sanık H.N.C. ise delil yetersizliğinden beraat etmişti.

19.08.2020 (Haber Merkezi)